baranchef etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baranchef etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2011 Çarşamba

uyan

koltuğuna senin kıvrılıp, hayalinle uyumuşum
camlar açık kalmış, üşürken sabah olmuş
"uyan" dedi bir ses, "uyan,o burada"
uyandım, aradım, bulamadım

5 Eylül 2011 Pazartesi

Yağmur içinde yaşayan ateş böceği

Bir yudumdur hayat
Doyumsuzdur
Bir bakış, bir gülüş ve bir dokunuş
Yağmur içinde yaşayan ateş böceğidir

17 Kasım 2008 Pazartesi

mustafa degil ATATÜRK...


Beni anlatan bir film yapmışsın çocuk. Kızgınım, utanç içindeyim. Sana değildir kızgınlığım. Filmdeki Mustafa’dan da utanmış değilim. Başaramamışım. Bundandır utancım. Komutam altında bu vatan için kanını akıtan mehmetlerden utandım. Özgürlük demiştim çocuk, benim karakterimdir. İlim demiştim çocuk, tek yol göstericidir. Karanlıktan korkardı demişsin benim için. Korkardım evet. Bu ulusu boğmak üzere olan karanlıktan korktum. Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya. Söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden? Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk? Nerede benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler? Anlatmadılar mı sana? Başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken, ülkede hala padişahlık rejimi varken ve bütün kararları tek başıma verebilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk? Böyle diktatör olur mu? Ah be çocuğum. Neden, nasıl düşman ettiler seni bana? Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar. Belli iyi bir insansın. Çalışkansın, zekisin. Hacıları, hocaları anlarım da çocuk, seni anlayamıyorum. Onlar hiç sevmedi beni. Yüzyıllardır süren iktidarlarını aldım ellerinden. Kara cüppeleri ile çöktükleri milletin ümüğünden çekip aldım hepsini. Sevmeyecekler beni elbette çocuk. Peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara kalplilerle?


Dedim ya çocuk sana değil kızgınlığım. Başaramamışım. Anlatamamışım demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun, onurlu bir bireyi olmanın ne büyük bir nimet olduğunu bunca konuşmamda. Yazık olmuş be çocuk. Onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına. Veremem ki şimdi hesabı çocuk, ne o gencecik bedenlere, ne gözü yaşlı annelere. Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan derlerse, bu nesiller miydi ölü evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin diye sorarlarsa ne derim ben onlara be çocuk?


Olmadı be çocuk olmadı.

13 Ekim 2008 Pazartesi

hayat..


CAN DUNDAR

Hayat kisa gelen bir battaniye gibidir.
Yukari cekersin ayak parmaklarin isyan
eder. Asagi cekersin omuzlarin titrer.
Ama yine de, neseli insanlar dizlerini karinlarina ceker, rahat bir uyku uyumayi basarir..........

8 Eylül 2008 Pazartesi

31:)

yıllardır türk erkeginin 31 çekmesi diye bir kelime vardır .ve yıllardır yanlış anlaşılmıtır aslı ve gerçegi aşagıda yılların yanlış anlaşılması bir son bulsun artık:))


1. İşe Başlarken Besmele Çeker

2. Delikanlıdır Tesbih Çeker

3. Sportmendir Barfiks Çeker

4. Tek Eliyle Şınav Çeker

5. Kendi Dişini Kendi Çeker

6. Taraftardır;Üçlü Çeker

7. Kaçan Golde Yuh Çeker

8. Akşamcıdır Kafayı Çeker

9. Ağzında Sigara Halay Çeker

10. Dikiz Aynasından Hareket Çeker

11. Muazzam Kopya Çeker

12. Kaynanadan Çok Çeker

13. Genelde Babaya Çeker

14. Evladına Nutuk Çeker

15. İskenderin Üstüne Künefe Çeker

16. Komedi Filminin Kralını Çeker

17. Çuhayı Yırtmadan Pike Çeker

18. Kafası Bozulunca Resti Çeker

19. Yükte Ağır Parada Hafif Çeker

20. Parayı Bulan Arabayı Çeker

21. Mahallede Pati Çeker

22. Gurbette Hasret Çeker

23. Sevdiğini Sorguya Çeker

24. Aldatılınca Tetiği Çeker

25. Memlekete Turist Çeker

26. Kaşı Gözü İlgi Çeker

27. Her Ortamda Dikkat Çeker

28. İtalyan Erkeklerine Beş Çeker

29. İngilizlere Yirmibeş Çeker

30. Balıketi Görünce İç Çeker

31. Canı Neler Neler Çeker

2 Eylül 2008 Salı

hayat beni neden yoruyosun!!


Çocukken kurduğum düşlerimde
Hayatımı bir kral olarak yaşadım
Günler güneş ışıklarıyla dolu
Ve hiçbir zaman hiçbir acı yok.
Kazanacağım, kaybedeceğim
Kendi yolumu tek başıma çizmek zorundayım.
Kazanacağım, kaybedeceğim,
Kendi yolumu yaratacağım Hayat oyununu tek başıma oynayacağım
.........
Keyif almak için çok küçük anlarım oldu,
Sıkıntılar için ise sonsuz,
Gün ışığıyla dolu günler yaşamadım,
Acının ne olduğunu biliyorum...
Kazanacağım, kaybedeceğim,
Hayatı yaşayacağım
Tek başıma nasıl devam edilir, öğreneceğim
Kazanacağım, kaybedeceğim,
Şimdi yolumu biliyorum,
Ama hayat oyununu
Tek başıma oynamak zorundayım.
.........
gün ışığıyla dolu günler yaşamadım,
acının ne olduğunu biliyorum...
.........
Kazanacağım, kaybedeceğim,
Hayatı yaşayacağım...

11 Temmuz 2008 Cuma

denizler ve dalgalar


Öyle Bir Hayat Yaşadım ki
Cenneti de Gördüm Cehennemi de
Öyle Bir Aşk Yaşadım ki
Tutkuyu da Gördüm Pes Etmeyi de
Bazıları Seyrederken Hayatı En Önden
Kendime Bir Sahne Buldum Oynadım
Öyle Bir Rol Vermişler ki
Okudum Okudum Anlamadım
Kendi Kendime Konuştum Bazen Evimde
Hem Kızdım Hem Güldüm Halime
Sonra Dedim ki Söz Ver Kendine
Denizleri Seviyorsan, Dalgaları da Seveceksin
Sevilmek İstiyorsan, Önce Sevmeyi Bileceksin
Uçmayı Seviyorsan, Düşmeyi de Bileceksin
Korkarak Yaşıyorsan, Yalnızca Hayatı Seyredersin
Öyle Bir Hayat Yaşadım ki
Son Yolculukları Erken Tanıdım
Öyle Çok Değerliymiş ki Zaman
Hep Acele Etmem Bundan Anladım
Kendi Kendime Konuştum Bazen Evimde
Hem Kızdım Hem Güldüm Halime
Sonra Dedim ki Söz Ver Kendine
Denizleri Seviyorsan, Dalgaları da Seveceksin
Sevilmek İstiyorsan, Önce Sevmeyi Bileceksin
Uçmayı Seviyorsan, Düşmeyi de Bileceksin
Korkarak Yaşıyorsan, Yalnızca Hayatı Seyredersin...

yine şebnem ferah yine harika bir şarkısı ve harika sölzeri ...

7 Temmuz 2008 Pazartesi

yağmur ile rüzgar



Dillere destanmış Kaf Dağının ardında rüzgarla yağmurun aşkı. Rüzgar deli gibi esermiş bulutlar biraz üşüsün ve yağmur gelsin banan diye. Yağmurun gözlerine vurgunmuş, masumiyetine ve saflığına vurgunmuş.



Yağmur her sabah dua edermiş. "Tanrım lütfen rüzgar essin bugün, ruhunu kalbimde hissedeyim, ellerini gözlerimde."



Tutkunlarmış birbirlerine ama ne rüzgar yağmura dokunabilirmiş ne de yağmur rüzgara. Ne zaman rüzgar ile yağmur biraraya gelseler sevdanın ateşi fırtınalar estirmiş onlara ve fırtınanın sonunda birbirlerine hiç dokunamayacaklarını düşünüp üzülürmüş yağmur, ağlarmış. İşte o zaman aşıkların yağmuru yağarmış ve sevdalılar el ele dolaşırmış yağmurun kalbinden gelen damlacıkların altında. Yağmurun hüzünlendiğini gören rüzgar kendini dalların arasında gizlemeye çalışırmış üzüntüsünü haykırmak için...



Ne zaman hafif hafif damlacıklar gökyüzünden düşmeye başlarsa, rüzgarın ellerini hissetmek isteyen yağmur gözyaşlarını akıtır yeryüzüne ve damlaların altında el ele dolaşan sevgilileri izler, kendini ve rüzgarı hayal eder onlara bakarak.



Ne zaman ağaçların arasında ıslık çalarak esmeye başlasa rüzgar, yağmurun üzüntüsüne kahrolur ve dalların arasında gizlenip çığlıklar atar. O çığlıkları duyan sevgililer daha da sıkı sarılırlar birbirlerine ve sarmaş dolaş sevgilileri izler buruk bir halde kendini ve yağmuru hayal eder onlara bakarak.



İşte böyle dillere destan yağmur ve rüzgarın aşkı. Ne zaman yağmur yağsa, ne zaman rüzgar esse kalpleri birbirleri ile kavuşur yağmur ile rüzgarın sevgililer gibi tüm bir arada olamayan sevdalılar için...

30 Haziran 2008 Pazartesi

batmayan güneş


Hasretle bekleyip iple çektim gelişlerini çoğu zaman...
Sen hep iki bahar arasında, hazlar zamanı çıkageldin; eteklerinde ilkyaz
coşkuları ve isyanlarla...
Haziranlarda aşık, haziranlarda pişman, haziranlarda ergen ol­dum.
İşte burada yıllar yılı getirip, iadesiz taahhütsüz önüme atıverdiğin eski yaşlar... kimi hakkınca yaşanmış, kimi belki hiç yaşanmamış... kimi çocuk, kim genç, kimi olgun...
Her serin baharın ardından yaz kokulu yıldız müjdeler taşıdın bana... hararetli ve çıplak Temmuz akşamları vadettin... peşisıra hazan geldiğini hissettirmeksizin bir süre...
Gün oldu tomurcuk olup çiçek çiçek boy verdin; gün oldu şiddet yüklü bir öfke bulu­tuna tutunup seller yağdırdın gecikmiş bahar dallarının üzerine... hazırlıksız... insafsız...
Öncesiz ve sonrasız aşklarda oyaladın beni...
Kimi gerçek, çoğu yalan...
Zamanla ibadet eder gibi sevmeyi öğrettin...üzerine kırağı düşmüş beyaz bir gül kadar taze... bir o kadar kusursuz...
Anladım ki, Haziran'da sevmek yaman...
Yarim Haziran..!

30 Mayıs 2008 Cuma

the angel


ÖZLEM..


O denli o denli çok beklettin
Alıştırdın bekletmeye kendini
Çok zamanlar geçti de geldin
Senden çok seviyorum senin özlemeni.

27 Mart 2008 Perşembe

FESLEGEN VE BAMBU


ikea ya gittim severim ikeayı anlamsızca gezmeyi ama en çokta olayın 2 ytl ye sınırsızca çay kahve bölümü çeker tabiki:)gezerken enteresan objelere tasarımlaramı bakayım onları hiç kullanmayacak ama sanki hayatının esyası gibi bakan yurdum insanınımı hele bahcesi olmayıpta bahçe için satılan ürünleri alıp olsun balkonuma koyarım diyen tiplerden bahsetmeyecegim onlar hepten olayı aşmış.
son gidişimde bir kalabalık erkekli kadınlı bir grup vardı gene bir şeyi paylaşamıyolardı merak ettim olaya baktım şaşırdım! neden derseniz abilerim ablalarım özellikle ablalar bambu denilen acayip bir bitki ucuzlamış diye alıyolar üçer beşer bitki acayip minik yeşil bir sopa ne yenir ne kokar ne görüntü var ne şekil ama alıyolar inatla neymiş bambu vibratörün incesi gibi bi şey bu hangisinin kültüründe var bu nerede gördün ne yer nasıl bakılır büyürmü ufalırmı su mu ister alkol mu bilmeden alıyolar .
kardeşim ne işin var elin bambusuyla evine bi bitki alacaksan al evine bir ufak saksı feslegen huyunu suyunu bilirsin büyür yeşil yeşil kocaman olur koku verir etrefına hatta şöyle günde bir iki kere köpek okşar gibi elini üzerine sürersin çekersin içine ferah ferah mis gibi kokar ya . nedir bu bambu mambu ya bırakın ya bu işleri alışmadık götte don durmaz zaten ya
bambu yerine feslegen kullanalım

24 Mart 2008 Pazartesi

seviyorum



sunger spongebob, denizyildizi patrick, ahtapot squidward, yengec mr. crabs ve su altinda yasayan sincap sally'nin yaran maceralarinin konu edildigi cizgi dizi.

hepsi harika piyasada bir çok ürünü çıkmıştır ama benim favorim çoraplarıdır.