bence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2008 Salı

YAŞAM


Unutma!!
Yaşam dokuması henüz tamamlanmamış, olağan üstü güzellikte bir duvar halısıdır.
Ve sana ait olan boşluğu yalnız sen doldurabilirsin.İstediğin her şeyi dene.
Birgün sonsuzluğun bulutlarına oturduğunda, ne aklın kalsın ne de kırık bir yürek...!!!!

21 Temmuz 2008 Pazartesi

liar:( ?

Güneşe kanıp, bahar geldi sandınız değil mi? Açılıp saçıldınız ve ardından bastıran ayazla üşüdünüz. Yine de söyleyin, "yalan da olsa güzel değil miydi?"



Kaç baharı gerçek sanıp kandık söylesenize...

Kaçma "Nihayet" hasretle kucak açtık ve ka­çında yanıldık...

Kaç kez ayaz vurmuş dallarımızda filizlerimiz sön­dü.

Yine de uslanmadık.

Yine geveze bir dosta sırlarımızı açar gibi açıldık yalancı bahara...

Yine yanıldık. Peşinden bastıran tipiyle ayıldık.

Ne yapalım ki, dalında patlamayı bekleyen bir to­murcuk gibi susamıştık ilk­yaza... Kaç zaman olmuştu kendimizi güneşin kollarına bırakıp, ormanda yayılan ke­kik kokularıyla sarhoş olmayalı...

Tahmin ediyorduk, üze­rimize katran rengi bir kafes gibi çöken bulutların ardın­da güneşin gülümsediğini...

Daha ilk ışınları deler delmez kafesi, açtık iştahla ruhumu­zun pencerelerini...

Bahar öyle kolay gelmezdi as­lında; biliyorduk; yanlış baharlar­da az mı ayaz yemiştik.

Kaçımız mart güneşine aldanıp açılmış ve kara kafesin ağına düşmüştü yeniden...

Bahar, ilan -1 aşk mevsimiydi; astık aşklarımızı ilan panolarına, sevdalar yasakken daha...

Bahar, barışın mevsimiydi; müjdeledik barışı, silahlar konu­şurken hâlâ...

Söyledik, ancak yazın söylene­cekleri, güneş henüz toprağı ısıtmamışken... cemreler düşmemiş­ken ilkyazın koynuna...

Yalanmış meğer bahar; daha vakti değilmiş, aşkın da barışın da...

Güneşe kananlar, yazı beklerken bahardan oldular; kesildi sesi soluğu, erken öten horozların...

iyisi mi itirafçı olalım; biliyorduk "İşte bahar" derken, ardından gelecek ayazı...

"Yalan bu çıkma" de­mişti temkinliler, tedbirli­ler, "çıkarken üstüne kalın bir şey al"anlar, "başına bir iş gelmesin"den ürkenler...

Ama bahar, olanca işvesiyle sokağa çağırıyordu.

Aşk, ilan panosuna asıl­mayı bekliyordu, barış bir kuş gagasında müjdelenmeyi...

"Erken mi geç mi" he­sabına gelmezdi ikisi de... Peşlerine düşülmeli, ilan edilmeli, müjdelenmeliydiler.

Güneşi görür görmez seranada ve barış türküleri­ne başladık. Vakti gelme­den açıldık, geç kalmadan davranma telaşında...

Erkenmiş.

Kursağımızda kaldı ba­har sevinçleri...

Erken öten horozlar, erken açmış çiçekler, erken doğmuş bebekler gibi kesildik, solduk, öldük.

Yine tedbirliler ulaşacak salimen yaza; biz yakalandık, zalim ayaza...



* * *



Ama itirafçı olsak da pişman olmadık.

Az da olsa ısındık hiç olmazsa... Vakitsiz de olsa söyledik, söylenmesi gerekeni...

"Bahar yalan mıymış gerçek mi" dinlemedik. Güneşin ilk dokunuşuyla haber verelim dedik, ardından gelecek müjdeyi...

Aşk için erkendi belki; barış henüz uzak...

...ama ikisi de gelecekti nasılsa sonunda...

Hep bildik ki, habercisidir yalancı bahar, sahicisinin...

Bazen vaat, hediyeden de kıymetlidir.

Kesilmeyi göze alıp erken ötmek yeğdir çoğu zaman, susup doğru zamanı kollamaktan...

Sonunda olan yalana kananlara olur, onlar müjdeledikleri şeyi göremeden giderler.

Lakin çoğu buna gönüllüdür.

Güneşe en erken onlar dokunmuşlardır, elbet en erken ya­nan onlar olacaktır.

Belki "ikinci Bahar"ı yaşayanlar bilir kıymetlerini...

can dündar

9 Temmuz 2008 Çarşamba

papatya ...


Koskoca bir bahçede harikulada çiçekler içinde bir papatya..Ve papatya aşık olmuş, yanmış tutuşmuş Ak sakallı bahçıvana..Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla saatlerce ilgilensin.. Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormus.. Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları.. Kıskanıyormuş bahçıvanı,Kırmızı güllerden, Sarı lalelerden, Mor menekşelerden..Zambaklardan...Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş, Bembeyaz yapraklarını.. Bir gün, Aşkı öyle büyümüşki.. Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.. Eğilivermiş boynu..Toprağa bakıyormuş artık.. Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş Ayaklarını görüyormuş..Bunada şükür diyormuş.. Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.. Zaman akıp gidiyormuş..Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.. Ne var sanki boynumu kaldırsa Bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş.. Ve işte bir gün.. Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış.. İncecik bedenini ellerinin arasına almış..Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.. Hala göremiyormuş onu, Ama bedeni kurtulmuş.. Uzun bir müddet sonra, Bahçıvan uğramaz olmus bahçeye.. Gelen giden yokmuş.. Kahrından ölecekmiş papatya..Ama işte bir sabah... Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.. Derin bir oh çekmiş.. Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.. Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüs.. Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş..Başka birisiymiş.. Adamın elinde bir de makas varmış.. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru..Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış..Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış.. Ama gövden seni taşımıyor demisş. Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış..Ve bir hamlede başını gövdesinden ayırmış.. Papatya yere düşerken hatırlamış sevdigini.. O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış..Birde o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş.. Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini..O her seye rağmen, papatyaya emek vermiş.. Ona hiç bir zaman güzel oldugunu söylememiş, Ama onu aslında hep sevmis.. Papatya anlamış artık..Sevgi, emek istermiş...Yere düstüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini..Teşekkür etmis ona içinden..Son yaprağıda kuruduğunda, Biliyormuş artık..
Gerçek sevginin,söylemeden, yaşamadan, ve asla kavuşmadan varolabileceğini...

8 Temmuz 2008 Salı

en güzel kokusu bedenindeki ter......


O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...
O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse...
elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse,
kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
her şiirde anlatılan O’ysa... her filmin kahramanı O... her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa...
bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...
iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız...
O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine...
uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa,
nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...
kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
...o halde bugün sizin gününüz!..
"Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.

can dündar

6 Temmuz 2008 Pazar

seninle her şeye varım ben...


havuz başında güzel bir ege akşamıydı gelin ve damat için nikah töreni yapıldı ve gelinin eline evlilik cüzdanı verilince gökyüzüne havai fişekler fırlamaya başladı ... bu ana kadar herşey harika idi ama müzik konusunda yanılmışlardı ..

bence o anı tamamlayacak müzik kayahan dan seninle herşeye varım ben olmalıydı..

benim böyle bir anda sevgilime hediye etmek isteyecegim tek şarkı budur sanırım


Seninle her seye varım ben
Sen benim ugurlu yolumsun
Yıldızlara yururum senle
Sen iste canım senin olsun
Sen her seysin
Canımı canına katabilirsin
Cayarsam senden
Beni su atese atabilirsin
Sen, sen benim icin
Teksin bu dunya
Meleksin, bebeksin
Her seyimsin benim
Yasayamam sensiz
Yasayamam asla
Doyulmaz balımsın
Kelebeksin
Sen, sen benim icin
Sıcak bir gunessin
Bugunlerim, yarınlarım
Her seyimsin benim
Gostermesin tanrı
Yasatmasın bana
Nefes bile alamam bile
Yoklugunda
Sen, sen benim icin

bu şarkıyı dinlemek için sag taraftaki müzik listemde bulabilirsiniz..

5 Temmuz 2008 Cumartesi

batmayan güneş 2


Arkadas.. Dost.. Sevgili..
Iki insan arasindaki yakinligi ifade eden üç sözcük bunlar..
Birisini severiz.. Gerçekten severiz.. Ama nasil severiz, niye
severiz?.. Dostumuz mu, arkadasimiz mi, sevgilimiz mi?.. Çogu zaman
kendimiz bile yanit veremeyiz bu soruya.. Oysa hiç sasmaz bir ölçü
var.. "Ona nasil zaman ayiriyorsunuz.."

Yapacak bir sey bulamadiniz.. Vaktiniz bombos.. Telefon defterine
bakip birini ariyorsaniz, bilin ki o arkadastir..

Kendinizi yalniz, çaresiz hissediyorsunuz. Sikintidasiniz. Basiniz
dertte. Maddi olmasa bile manevi bir destege ihtiyaciniz var. Her
neyse. Özeti basinizi yaslayacak bir omuz ariyorsunuz.O zaman
ararsaniz.. Onun adi, dosttur..

Vaktiniz hem de nasil dolu.. Isler, toplantilar, randevular,
seyahatler, okul, berber, kuaför, terziler, daha akliniza ne
gelirse.. Kendinize ayiracak zamaniniz yok.. Imkansiz.. Bir saniye
bile bulmaniz mümkün degil.. Eger birisi için imkansizi asiyorsaniz,
eger birisi için olmayan zamani yaratiyor ve ona kosuyorsaniz, O
sevgilidir..

4 Nisan 2008 Cuma

İSMİ DİDİKLE

ismi didikle
net te oradan oraya savrulurken gördügüm bir site ismi didikle enteresan güzel bir site isminiz hakkında ve türkiyedeki isimler hakkında sasıracagınız bilgiler var mesela
isim istatikleri
ayrıca bilmediginiz ama isminizle ilgili merak ettiginiz her şey bu sitede bence girin ve hemen inceleyin büyük ihtimalle sık kullanllarınıza ekleyeceksiniz

26 Mart 2008 Çarşamba

goran bregovic



balkan müziginin en önemli üstadı sanırırm . emir kusturica filimlerinin
müziklerini harika yapmıştır . dinlemeyi severim hüzünlü anlarımda dinlemeyi daha çok severim (ederlezi)ama arizona dream de üst üste bir kaç kere dinlenebilecek bir şarkıdır . yani severim bu adamı balkanları ve balkanlar müzigini
(ederlezi ve arizona dream sarkılarını yan taraftaki müzik listemden dinleyebilirsiniz)

24 Ocak 2008 Perşembe

BENİM YOLUM


And now, the end is here
And so I face the final curtain
My friend, I'll say it clear
I'll state my case, of which I'm certain
I've lived a life that's full
I traveled each and ev'ry highway
And more, much more than this, I did it my way

Regrets, I've had a few
But then again, too few to mention
I did what I had to do and saw it through without exemption
I planned each charted course, each careful step along the byway
And more, much more than this, I did it my way

Yes, there were times, I'm sure you knew
When I bit off more than I could chew
But through it all, when there was doubt
I ate it up and spit it out
I faced it all and I stood tall and did it my way

I've loved, I've laughed and cried
I've had my fill, my share of losing
And now, as tears subside, I find it all so amusing
To think I did all that
And may I say, not in a shy way,
"Oh, no, oh, no, not me, I did it my way"

For what is a man, what has he got?
If not himself, then he has naught
To say the things he truly feels and not the words of one who kneels
The record shows I took the blows and did it my way!
FRANK SİNATRA

(şarkı yı yan taraftan dinleyebilirsiniz)

23 Ocak 2008 Çarşamba

TELEVİZYON KANALLARI


uzun zamanıdır televizyonla pek ilgim yoktu sadece bir kac sevdigim program dışında pek izlemezdim .
tatil olayındayım ya bi bakayım dedim televizyonlarda ne var hangi kanallar çıkmış hangi diziler oynuyo ki pek bir şey kaçırmamışın anladıgım kadarıyla
ntv - bütünüyle iznelebilecek bir kanal
cnbc-e dizileri her zaman çok güzel
tv8-alternatif bir kanal olarak yeri çok sağlam
e2-arasıra izlemekte fayda var
powertürk -güzel türkçe müzik için
bu kanallar sanırım hala en güzel yayın yapan kanallar .
büyük kanallarda ise umarım bir gün sahipleri kendi televizyonlarındaki sabah ve ögle shovlarını izlemek zorunda kalırlar.eger o kanalların sahipleri o programları izlemedigi sürece hayatta yayındanda kalkmaz .hemen hemen hepsinin 1-2 tane kaliteli dizisi dışında hiç bir gelişim yok ve eminimki bu patronlar evlerinde oturunca eşine hanım ntv yi açta dogru haber izleyelim diyolardır .daha sonra haberler bitince tv8 açıp yaşamdan dakikaları izliyolardır .en güzelide discovery de belgesel izlerken ulan bu çita dada ne hız var muhabbetini yapıyolardır .


KOMEDİ DÜKKANI


TOLGA ÇEVİK ,SALİH KALYON,PİYANİST(özer atik)ve tabi YÖNETMEN (kimligi mechul)
tv8 ekranlarında cuma günleri yayınlanan komedi programı bu nasıl bir komedi performansıdır .tolga çevik , salih kalyon ve tabii yönetmenim harika uzun zamandır bu kadar gülerek bir komedi izledigimi hatırlamıyorum ,zaten çekimi mekanı tarzı ve stili ile apayrı sanırım ülkemizde ilk defa bu tarz bir komedi programı yapılıyo en azından ben ilk defa gördüm ,olaya seyircileri katmaları dahada eglenceli hale getirmekte.piyanist in enteresan müzikleri yönetmenin seyirci ve oyuncularla diyalogu ve tabii salih kalyon ve tolgaçevik in inanlımaz oyunları mutlaka izleyin derim eminimki gülmekten mideniz agrıyacaktır .
komedi dükkanın daki bir çok diyalog sokaklarda insanların agzına yapıştı bile
kendi fanları oluştu ama sanırım tv8 de oldugundan dolayı hala hak ettigi ilgiyi bulabilmiş degil
komedi dükkanı forum tolga çevik

NAAPTIN MÜDÜR!!!

14 Aralık 2007 Cuma

EFE RAKI --- ÇAL OYNASIN

işte sonunda gerçek bir oyun teşekkürler efe rakı vur patlasın ÇAL OYNASIN efe rakının çıkardığı bu oyun da dansöz ü oynatıyorsunuz .oyun içinde efelenmek serbest sadece space tuşunu kullanarak oynayacagın bir oyun eglenceli basit gibi görünsede aslında zor mutlaka nasıl oynanılır bölümünü oku sonrada tadını çıkarmaya bak dansöz ablada döktürüyo bu arada:)


13 Aralık 2007 Perşembe

reuters 2007 yılı en iyi 100 fotografını yayınladı merak ediyorsan